Zemin-Ust

1. Bölüm: SÜRGÜN

1. Bölüm: SÜRGÜN ve 2. Bölüm: CAN PAZARI

İlk bölüm Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun 18 Mayıs 1944 günü henüz bir bebekken, Stalin tarafından cezalandırılarak,  milletiyle beraber Kırım’dan sürülmesiyle başlıyor. Bebek Mustafa 22 gün 22 gece süren ölüm yolculuğunda mucizevi bir şekilde hayatta kalıyor. Oysa Kırım Tatar erkeklerinin bir çoğu Sovyet Ordusunda savaşıyorlardı.  Sovyetler Birliği kahramanı madalyalı Kırım Tatarları vardı ve dağlarda partizan olarak da Almanlara karşı direniyorlardı. Buna rağmen Kırım Tatar Halkının cezalandırılmasına karar verilmişti.

SÜRGÜN RÖPORTAJLARI

 

ŞEFİKA KONSUL- 1937 Kırım Kokköz Doğumlu- Ben uyuyordum büyükannem Tatarca söylüyor: hiç olmazsa bu balanın canını bağışlayın.

 MUSFİRE MÜSLİMOĞLU- 1933 Kırım Lenin Rayonu Doğumlu-Babam yeni ayakkabılar diktirmişti. Benim onlarda gözüm kaldı onu alayım diyip uzandığımda asker geldi arkamdan tekme attı, çabuk çık evden, dedi. Ayakkabılarım hala gözümün önündedir, alamadım ben onu.

RİFAT MÜSLİMOV- 1932 Kırım Koz Köyü doğumlu- Nereye gidiyoruz kimse bir şey bilmiyor. Herkes ağlıyor bizi vurup öldürecekler, boğacaklar. Herkes bitlendi. Kir. Su yok içmeye,  yıkanmaya su yok, tuvalet yok. Trenin tabanını delip perde koydular da bütün vagonun halkı orayı kullandı. Kokudan girmenin imkanı yok.

 CEMİL İBRAİMOV- 1923 Kırım Ayserez doğumlu- Allah Rahmet Eylesin annemin çocuğu oldu yolda.  Katakurgan’a vardığımız vakit o çocuk o yıl öldü. Onun ardından annem öldü. Bizde 5 çocuk kaldık…

İSMET BEKİROVA -Kırım Doğumlu- Üç günden sonra o yaşlı öldü. Öldükten sonra hiçbir yerde tren durmadı. Onu yanımızda götürdük. Sonra bir şehre varınca durdu ölüleri vagondan kaldırıp kaldırıp attılar. Gömmüyorlardı.

 Dinislam MAMBET -1938 Kırım Uskut köyü doğumlu - Bir lokma ekmek bir yerde yoktu. Rahmetli anam işe giderdi, kovalarlardı saat 4 de işe. İşte böyle bir lokma soğan verirdi benim koluma da “Canım oğlum ağlama senin aç olduğunu kimse görmesin” derdi.

Şemsiye USEYİNOVA -1930 Kırım Aktaç doğumlu- Herkes aç. Pamuğa alıp gittiler sabah herkesi. Sular çamur, içiyorsun çamur. Başladı dizanteri. Halk başladı hastalanmaya. Bir göz eve soktular bizi o evin kapısı yok penceresi yok. Kış geldi, soğuk. Perde gibi bir şey kapıya tuttu anam, babam dayanamadı garip, çıkıyordu avluya hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Çare yok çocuklar aç.

 Asiye AZİZOVA -1939 Kırım Kefe doğumlu- Baba öldü, anne öldü, kardeşim öldü. Kaldık iki çocuk birimiz 4 yaşında birimiz de 5 yaşında.

Fevziye SEYİTMAHMUTKIZI -1935 Kırım Koz doğumlu- 2 Yaşında kardeşim böyle omzumda öldü. Anam gezdir yavrum dışarıda da ben işlerimi yapayım dedi. Ben aldım dışarı gezdiriyorum, bir vakitte uyudu, dedim. Meğer çocuk ölüp kalmış da benim haberim yok. Sekiz buçuk yaşında çocuğum ben. Ana çocuk uyudu, yatır yerine diye anama götürdüm, çocuk uyuklama değil de ölüp kalmış sabim. Anam “Vay yavrum ölmüş” deyip çocuğu elimden aldı.

 2. Bölüm: CAN PAZARI
2. bölümde adeta soykırıma dönüşen bu sürgün sırasında ve sonrasında Kırım Tatar halkının yarısının yok edildiğine, Özbekistan’daki bataklıklarda nasıl yaşam savaşı verdiklerine, bütün ailesini kaybeden yapayalnız çocukların acı dolu hatıralarına şahit olacağız. Belgeselin en acı anılarla dolu dakikaları insanın içini acıtıyor gerçekten, gözyaşları sel oluyor.

Hiçbir şeyleri olmayan bu insanlara,  bir bataklık  gösterilir, alay eder gibi yerleşin ve yaşayın denir.

“Cüzzamlıların  ayları, yılları birbirini kovalıyordu.  Bataklık olan arazide, ikmalsiz, yiyeceksiz ve sağlık  yardımı görmeden yaşamaya çalışıyorlardı. Bu bataklığı Kırımlılar kendi vücutlarıyla kuruttular. Şimdi Begavat'da yaşayan bir Kırımlı, Dalverzin solhozunun sokaklarında  yürürken  bana şöyle demişti : «Ayağımı yere vurmaktan korkuyorum, çünkü her bastığımda toprak altından gelen iniltiyi duyar gibi oluyorum.» 


10703 sefer okundu.

Zemin-Alt